Yarın akşam,Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.)alemleri şereflendirdiği,mübarek Veladet Kandili'dir.
Resulullah Efendimiz(s.a.v.)Rebiulevvel ayının 12.ci gecesinde dünyayı teşrif etmişlerdir.Bu itibarla bu ayın 12.ci gecesi hicri senenin ilk kandilidir.Yarın akşam,Peygamberimiz(s.a.v.)'in dünyayı teşriflerinin kameri 1480.(şemsi yılla 1436)yılını idrak edeceğiz.
Bu ay içerisinde mümkün olduğu kadar salat-ü selam getirmeli,Salat-ı Nariye,Salat-ı Münciye veya Fethiye okumaya çalışmalıdır.Bu gecenin manevi zenginliğinden istifade etmek için bir tesbih namazı kılmalı,birde Hatm-i Enbiya yapmalıdır.
ESKİŞEHİR (İHA) - Eskişehir'de, bir evde şarja bağlanan cep telefonunun patlaması neticesinde maddi hasar meydana geldi.
Alınan bilgiye göre, Akarbaşı Mahallesi Cumhuriyet Bulvarı'ndaki bir apartman dairesinde meydana gelen olayda, Erkut Günay'ın (31) evinin mutfağında bataryasını doldurmak için şarj aletine bağladığı cep telefonu, bir süre sonra gürültüyle patladı. Telefon parçalanırken, mutfak masası da hasar gördü. Günay, maddi zararının 250 YTL olduğunu bildirdi. Polis, olayla ilgili soruşturma başlattı. .............
Benim eklemek istediğim az önce mailime bakmak için mynet'e girdiğimde bu haberle karşılaştım..Lütfen dikkat edelim.Telefonlarımızı şarj ederken devamlı kullandığımız mekanlarda değilde daha uzak yerlerde şarj edelim..Mesela bizim evde birkaç tlf.var ama hep pc.nin yanında şarj oluyor.Aklıma takıldı böyle bir şey olsa bırakın malı can kaybıda olur..Özellikle çocuklarımıza dikkat edelim.
KADIN Dünde kalmış acısıyla kadın Evladın öldü haberiyle Aklını yitirmiş şehit anası kadın Üşüyen yavrusunu nefesiyle ısıtan Verecek ekmek bulamayan Ama sevgisiyle çocuk büyüten kadın Dövülen dört duvar içine hapsedilen Gençliği çürütülmüş Yaşlı bir giysi giydirilmiş Zarif edalı güzel kadın Yüz çehresindeki her çizgide Bir ömürlük acı taşıyan kadın Elle tutulmayacak kadar hassas İncitilmeyecek kadar narin Çiçek susuz kadın sevgisiz Kalmayacak kadar nazlı Verimli kadın toprak kadın Ekmek kadın su kadın Hesabı yarınlara sorulacak Kadar adilsin kadın.
Derya Avşar
Merhabalar..Ben şimdiden dünya kadınlar gününüzü kutlamak istedim..Sanırım netimizde sorun var.Açtığım her dört sayfadan üçünde sunucu bulunamıyor.Zar zor bu kayıtı ekledim.Dünden beri sizleri ziyaret edemedim..Gelmiş kabul edin lütfen..Bu şiiride bütün ablalarıma.annelerimize ve kızkardeşlerim olan sizlere armağan ediyorum..
Sevdiğiniz için en güzel sözleri yine sizin bulacağınıza hiç kuşku yok. Ama o sözleri söylemek için ilham alabileceğiniz aşk cümlelerine bir göz atmanızın da bir sakıncası yok... Ben unutmuşum bugün olduğunu..Dün öğlen sonu komşum dişçiye gidecekti.Benimde çürük ve kopuk bir değil birkaç dişim vardı..Dedim bende gideyim.bakar muayene eder söyler dolgu falan yapayım derse randevu verir bana..Çürük ve kopuk dişime çok kötü dedi ve iğne yaptı..Az bekledim çekti ama çekerkende((parça koptu..Asıl bundan sonra mahvoldum ben:(((1,5 saat süren uğraş sonucu kalan parçayı çıkardı tabi birikide küçük parçasıyla..3 tanede dikiş attı:((ben baygın bir halde eve geldim.Hala yanağım şiş ve ağzım yırtılmış gibi açamıyor ve hiçbirşey yiyemiyorum..Geçenlerde bitirdiğim çantamı ekleyim diye gelmiştim.Cboxa bırakılan msjlardan hatırladım..EE EE dün kafa kalmadı yerinde değildi:)))
..
SEVGİLİM Eğer gökyüzü bir parça kağıt, deniz bir şişe mürekkep olsaydı yine de sana olan duygularımı yazmaya yetmezdi. Seni o kadar çok seviyorum ki... Sevgililer günün kutlu olsun
..SEVGİLİM Sen bir pınarsın, içilen ama kanılmayan, seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan, varlığına doyulmayan, yokluğuna dayanılmayan.. Sevgililer günün kutlu olsun.
SEVGİLİM Hasretinle dağları deleceğim SEVGİLİM Bu aşkla kendime geleceğim SEVGİLİM Bir ömrüm daha olsa inan SEVGİLİM Yine bir tek seni seveceğim
SEVGİLİM Adını kalbime aşkla süsledim, SEVGİLİM Yıllar yılı bir tek seni düşledim, SEVGİLİM Bilmem ki nasıl bir günah işledim, SEVGİLİM Selamın geliyor sen gelmiyorsun...
Sevgililer günün kutlu olsun.
...Yedi ayrı iklimden, Yedi çeşit arı getirseler, Yedi çeşit arı, Yedi ayrı çiçeği dolaşsa, Yedi ayrı çiçekten bal yapsa senin kadar tatlı olamaz...
Sizler için biraz tebessüm istedim.Hepimizin bildiği bazı yörelerimizde lakap ve şivelerimiz vardır.Rahmetli dedeminde vardı mesela.Yok ben yazmayayım gülersiniz:)Ben bu terimlerden bazılarını biliyorum;badılcan,peşkir,bışkı,aba mesela.Siz yazıyı okuyun.Ama lütfen beni yazıyı eklediğim için alay ediyor gibi düşünmeyin.Bizim insanlarımız ben hepsini çok seviyorum..
........
Afyonkarahisar'ın Başmakçı İlçesi'nde, vatandaşların kendi aralarında yerel şiveyle kullandığı bazı kelime ve cümleler duyanları güldürüyor.
Afyonkarahisar il merkezine 129 kilometre uzaklıkta bulunan ve yaklaşık 10 bin kişinin yaşadığı ilçede hemen herkes birbirine bu ilginç kelime ve cümlelerle hitap ediyor. İHA muhabirinin, bir internet sitesinden derlediği bilgilere göre, ilçede halk arasında kullanılan terimlerden bazıları şöyle;
"Aba (Abla), abdaslık (abdest alınan yer), alıcı garısı (canı çıkasıca), andık (aç gözlü), abban veya abbeş (Abdurrahman), badılcan (patlıcan), bışkı (testere), buymak (çok üşümek), canafınna (can havliyle), cavır (yabancı), cıra (sigara), dalıkman (söylenen bir şeye kulak asmayan), dambeş (toprak ya da beton çatı), dıkınmak (tıkınmak), ebiy (acı duyulduğunda söylenen söz), eğşimiş (ekşimiş), gaba zeyin (zeki olmayan), gaçol gaç (bırak veya çekil anlamında) haşgeş (haşhaş), ilistir (leğen), irebiye (Rabia), irezil: (rezil), kakeç (etin haşlanması), künekürs (olduğu yere yıkılmak), mısdıva (Mustafa), missir (mısır), ocağı sünesi (beddua anlamında), omca (üzüm ağacı), parda (topraktan yapılma üzerinde çalı olan bahçe duvarı), peşkir (havlu), seğirtmek (peşinden koşmak), sinmek (saklanmak), ünnemek (çağırmak), buva (baba), ya gabbecik ya (sözünde durmayan), zıpzıp (cam bilye)"
Öte yandan, ilçede hemen herkes birbirini lakaplarıyla tanıyor. Başmakçı İlçesi'nde halk arasında kullanılan lakaplardan bazıları da şu şekilde; "Kafes Çavuş, Gedeli'nin Ahmet, Tat Ali'nin Süleyman, Manavu'nun Veysel, Minarenin Ali, Tokmak Çavuş, Cakcak Emet, Yakışıklının Mustafa, Cancan'ın Abdurrahman, Kürük Ali, Keleş'in Ahmet, Cingen Hasan, Bobi'nin Ahmet, Hacı Karıların İsmail, Dakma Nuri, Gabbak Hacı, Tenekeci Mehmet, Gamalının Ali, Sarı Niyazi'nin Ramazan, Avanta Nuri, Keler'in Hasan, Jet Mustafa, Kapaksız Tahir, Fakir Ahmet, Kocacığın Ahmet, Sarı Beygir'in Ahmet, Kadifeli'nin Hakkı, Mırmır'ın Halil, Dıbıllı'nın Şerif, Kebire'nin Sultan, Taş Ahmet, Topağın Ahmet, Çatlak Burhan, Dolapçı'nın Hamdi, Aynacı'nın Ahmet, Ossuraklı Veli, Cırt Ali, Keyifçatan'ın Vedat, Çaput Musa, İğne'nin Nuri, Gancığın Osman, Kör Hasan, 17'linin Hasan, Tilki Selim, Gameşin Abdurrahman, Sansar İbrahim, Ateş Veli, Üç Dudak Sami, Eşşekçi Mahmut, Çallı'nın İbrahim, Kurbağacı'nın Şevket, Dada'nın İbrahim, Çakır Nuri, Pozantı'nın Ahmet, Gavur Ali, Pireler'in Sadık, Gödümen'in Ahmet, Moşe'nin Mustafa."
Günaydın hepinize.Kaç gündür mimleyen mimleyene derken,bende nasıl kendimi anlatayım diye düşünürken sevgili İclal'iciğimi bekletmeyeyim dedim.Dün gece 12.ye doğru bu resmi çekip size ikram etmeyi düşündüm.Dedim ben yazasıya kadar tarih zaten değişecek en iyisi sabaha kalsın..Önce dolmalarımız kurupatlıcan biber;etli pilavlık bulgurla az pirinç karışımı ve sadece biber salçası ve sarımsak,sıvıyağ var..Akşam kokusu taaa İclal'e kadar ulaşmış.Haa birde İlknur'da hissetmiş kokuyu.Hadi siz buyrun Sibel'imin hediyesi biberpatlıcanları yerken ben yazmaya başlıyayım.
Ehem ehem;Daha ne olsun Babam Erzurum annem rahmetli Antalya'lı biri olarak 68 senesi ama ayı ve günü belli olmayan bir zaman diliminde Antalya'da doğmuşum.İlkokula 7 yaşında yazılınca nüfuskağıdım çıkartılmış.Kağıdada 1 temmuz yazılmış kafadan:))))Burdan okuyanlar lütfen biliyorsanız 68 senesinin ramazan ayında doğmuşum ben.Rahmetli annecim babam araziye çıktığı için dedemlerde kalıyormuş ve dedem teravih namazına gitmiş o gelmeden doğmuşum :)))Matematiği kuvvetli olanlar ramazanın başlama tarihini hesaplarsanız bende az buçuk öğreneceğim ne zaman doğduğumu:)Kasım veya aralık belki kuru ayazmış o zaman demekki kış oluyor:))Benden bir yaşda büyük ağabeyim var..
Neyse kendi halinde sessiz sedasız bir gençkızken 21 yaşında evlenip İzmir Aliağa'ya gelin gitmekle başladı gurbet serüvenim..Eşimin görevi gereği birçok şehirde yaşadım..Her gittiğim yerde sayısız arkadaşım ve dostlarım oldu hala tel.le bağlantımız vardır.
Belki hepiniz bilmiyor olabilirsiniz tanıyanlar hariç:10 ve 17 yaş erkek 11 yaş bir kızım var.Tek dileğim onların kendi ayakları üstünde durabilen güzel ahlak sahibi birbirlerine düşkün topluma ve tabiki bize faydalı birer birey olmaları.Şu an birbirlerine tam tersi zıtlar.Her an herşey olabilir.Yokluğumda başlarına neler gelebileceğini düşünmek bile istemem:((
Beş yıldırda Bolu'dayım.Aynı şehirde ve evde bu kadar çok kaldım.Apartmana ben taşındığımda 4 aileydik.Bizden sonra taşınanlarda oldu.Bunlardan birisi en son taşındı.En son taşınan karşı komşusuna apartmanda komşuluk nasıldır?kim kimdir?diye sormuş.Önce taşınanda anlatmış.Benim içinde;Nuray hanım vardır.Apartmanın Perihan ablasıdır demiş:))Ben o zaman üç ay kadar memlekette Rahmetlim ağır hastayken yanında kalıpta döndüğümde söyledi bana.Anlatamam bu benzetme karşısında yaşadığım sevinci.
Şimdi benim Dalton'ların ikisi uyandı.İçerde tv.izliyorlardı büyükleride daha uyuyordu.Kız başımda;anne ne zaman bitecek diye soruyor:)Ufaklıkta ağbisini uyandırdı kavgalar başlar birazdan..
Kendi özelliklerime gelince;girişkenimdir,yolda gördüğüm herkese selam veresim gelir:((büyüğüme saygım küçüğüme sevgim önde gelir.Sırcıyımdır benim bildiğimi başkası bilse bile benden değilde sahibinden duymasını tercih ederim.Olduğum yerde başkalarının konuşulmasını sevmem.Konuşulacak yemek,örgü vs.varken.Dediğim dediktir.O an ve saatte olmasını isterim.Her yaştaki insanla iletişim kurabilirim.Yaradanın yarattığı bütün kainata hep iyiniyetle ve güzel gözle baktım.Sabretmeyi bilirim.asla başıma neden bunlar geldi diye hayıflanmam.Benim kalbimi kıranlara hiç sesimi çıkarmam.Yüzlerine bakarım bir zaman sonra benden af dilerler.Ama haddimi aşmışsam sinirden çığrımdan çıkmışsam elimdeki şeyleri boca ederim:((ne olursa olsun farketmez.Oturur sessizce temizlerim.
Çocuk kavgalarındanmıdır nedendir bilmem;sessizlik,doğa,yeşil,su şırıltıları kuş cıvıltıları hep özlemim olmuştur..Haa tabiki birde şu an blogum günümün ayrılmaz parçası.Burda dinleniyorum insanlarla birşeyleri paylaşmak inanılmaz güzel bir duygu hiç karşılık beklemeden..
Neyse büyük oğlanda uyandı siz bunları okuyadurun bende kahvaltılarını hazırlayayım:))))
Banyo yaparken, traş olurken, dişimizi fırçalarken, bulaşık yıkarken v.b günlük hayatımızın parçası olan ihtiyaçlarımızı görürken farkında olmadan o kadar çok temiz su tüketiyoruz ki. Lütfen yağmura hasret kaldığımız, su kaynaklarımızın hızla tükendiği ve belki de yazın ciddi su sıkıntısı çekeceğimiz bu dönemde olağan aktivitelerimizi yaparken, temiz suyu bilinçsizce kullanırken biraz düşünelim. Konunun önem ve hassasiyetini çevremize, ailemize, arkadaşlarımıza anlatım. Gereken duyarlılığın gösterilmesi temennisiyle.. Saygılarımla, 16.01.07 tarihi itibari ile WWF-Türkiye'nin su kampanyası başlamıştır. Aşağıdaki linke tıklayarak suyumuzu nasıl tüketiyoruz animasyonunu izleyebilirsiniz.
Uzmanlar, stresin başta boyun olmak üzere çeşitli bölgelerde fıtığa neden olduğunu açıkladı. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Güler, stresin birçok hastalığın tetikleyicisi olduğunu söyledi. Stres sonucu sırt ve bel kaslarında oluşan kasılma sonucu omurların arasında bulunan diskin gerildiğini ifade eden Güler, ''Strese bağlı fıtıklar kadınlarda daha fazla görülüyor. Bunun en büyük nedeni ise aile içi sorunlar. Yaşanan sorunları kadınlar genellikle içlerine atıyor ve dışarı vuramıyorlar'' dedi. Güler, bu tür hastaların sıkıntılarının azalmaması durumunda uygulanacak tedavide, ilacın dahi fayda etmeyeceğine dikkati çekti. En az 15 dakika dinlenmeli Prof. Dr. Mustafa Güler, gerginlik ve stresin kalp, mide, bağırsak sistemi ve hormonal bozukluklara neden olduğunu vurgulayarak, "Stresten kurtulmanın en önemli yolu, insanın her gün kendine en az 15 ile 60 dakika arasında dinlenme zamanı ayırmasıdır'' diye konuştu. Güler, stres ve gerginliğin kişinin daha fazla ve şiddetli ağrı hissetmesine neden olduğunu söyledi. Stres ve gerginliğin hiçbir şey yokken ağrı duyulmasına neden olabileceğini belirten Güler, ''Stres, normal ağrının 3-5 kat daha fazla hissedilmesine neden oluyor. Stres, insanı ağrıya karşı hassaslaştırır. Hastalıkların yarısı gerginlikten kaynaklanıyor. İnsanlar hastalıklarının geleceğini nasıl etkileyeceğini ve ailesinin durumunu düşündükçe daha fazla etkileniyor'' dedi.
ADANA (AA) - Ağız içinde oluşan, bazen tekrarlayıcı olan yaraların, basit bir vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi kanser, behçet ve frengi gibi ciddi hastalıkların da başlangıcı olabileceği bildirildi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soner Uzun, yemek yemeyi, konuşmayı, hatta genel vücut sağlığını etkileyebilen ağız içi yaraların, her yaşta görülmekle birlikte erkeklere oranla kadınlarda daha sık rastlandığını belirtti. Ağız yaralarının, genellikle bir bölgede, bazı durumlarda birkaç farklı noktada oluşabildiğini, bazen 3-5 günde geçip birkaç ay sonra yeniden tekrarlayabildiğini ifade eden Uzun, şunları kaydetti: ''Halk arasında (aft) diye adlandırılan bu yaralar mutlaka dikkate alınmalı. Ağız içi travmalar, özellikle diş darbeleri, aft oluşumunu başlatan en önemli nedenlerdir. Tuzlu gıdalar, asitli içecekler, sigara, baharatlı yiyecekler afta neden olabilir. İçi sıvı dolu, ağrılı kabarcıklar halinde, ağız içi ve dışında, hatta yüzün başka bölgelerinde de görülebilir.'' Uzun, dudağın iç kısımları, damak, dil, yanak içleri ve diş etleri gibi yumuşak dokulara yerleşmeyi seven küçük yaraların, basit bir vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi kanser, behçet ve frengi gibi ciddi hastalıkların da başlangıcı olabileceğine dikkati çekti. Her 5 kişiden birinde görülebilir aftın yüzde 60'ında hastalık teşhisi saplanamadığını belirten Uzun, ''Ağız içi yaralarının en sık nedenlerinden biri de behçet hastalığıdır. Bu hastalık, dünyada en fazla Akdeniz ülkelerinde ve bunlar arasında da Türkiye'de görülüyor''dedi.