Buyrun birer kase aşure alırmıydınız:?Bu sabah pişirdim çocuklardan anca fırsat bulup ekleyebildim.
Kısaca tarif edeyim;akşamdan ıslatılmış nohut ve fasulye sabahtan bunların iki misli kadar ayıklanıp yıkanmış buğdayla yarım saat kadar pişirilir.Ayrı bir kapta bademler sıcak suda bekletilip kabukları soyulur.Göz kararı koydum ben fındık,fıstık,üzüm ve kuş üzümü bademler pişirilir.Hepsi beraber karıştırılıp en son çok dağılmasın diye incir ve kayısı konur.Birkaç tane karanfil koydum.Şekerini ayrı bir tencerede suda ayrı erittim ve ekledim ayarladım..Ocaktan almadan susam serptim.Kaselere koydum çekilmiş ceviz içi ekeledim servis yaptım..Maalesef narım yoktu sade oldu..Biraz acele tarif ettim çocuklar başımda yine.Bu aralar çocuklar evde olduğu için hepinizi detaylı gezemiyorum gönül koymayın lütfen..Size afiyet olsunnn..
Günaydın hepinize.Kaç gündür mimleyen mimleyene derken,bende nasıl kendimi anlatayım diye düşünürken sevgili İclal'iciğimi bekletmeyeyim dedim.Dün gece 12.ye doğru bu resmi çekip size ikram etmeyi düşündüm.Dedim ben yazasıya kadar tarih zaten değişecek en iyisi sabaha kalsın..Önce dolmalarımız kurupatlıcan biber;etli pilavlık bulgurla az pirinç karışımı ve sadece biber salçası ve sarımsak,sıvıyağ var..Akşam kokusu taaa İclal'e kadar ulaşmış.Haa birde İlknur'da hissetmiş kokuyu.Hadi siz buyrun Sibel'imin hediyesi biberpatlıcanları yerken ben yazmaya başlıyayım.
Ehem ehem;Daha ne olsun Babam Erzurum annem rahmetli Antalya'lı biri olarak 68 senesi ama ayı ve günü belli olmayan bir zaman diliminde Antalya'da doğmuşum.İlkokula 7 yaşında yazılınca nüfuskağıdım çıkartılmış.Kağıdada 1 temmuz yazılmış kafadan:))))Burdan okuyanlar lütfen biliyorsanız 68 senesinin ramazan ayında doğmuşum ben.Rahmetli annecim babam araziye çıktığı için dedemlerde kalıyormuş ve dedem teravih namazına gitmiş o gelmeden doğmuşum :)))Matematiği kuvvetli olanlar ramazanın başlama tarihini hesaplarsanız bende az buçuk öğreneceğim ne zaman doğduğumu:)Kasım veya aralık belki kuru ayazmış o zaman demekki kış oluyor:))Benden bir yaşda büyük ağabeyim var..
Neyse kendi halinde sessiz sedasız bir gençkızken 21 yaşında evlenip İzmir Aliağa'ya gelin gitmekle başladı gurbet serüvenim..Eşimin görevi gereği birçok şehirde yaşadım..Her gittiğim yerde sayısız arkadaşım ve dostlarım oldu hala tel.le bağlantımız vardır.
Belki hepiniz bilmiyor olabilirsiniz tanıyanlar hariç:10 ve 17 yaş erkek 11 yaş bir kızım var.Tek dileğim onların kendi ayakları üstünde durabilen güzel ahlak sahibi birbirlerine düşkün topluma ve tabiki bize faydalı birer birey olmaları.Şu an birbirlerine tam tersi zıtlar.Her an herşey olabilir.Yokluğumda başlarına neler gelebileceğini düşünmek bile istemem:((
Beş yıldırda Bolu'dayım.Aynı şehirde ve evde bu kadar çok kaldım.Apartmana ben taşındığımda 4 aileydik.Bizden sonra taşınanlarda oldu.Bunlardan birisi en son taşındı.En son taşınan karşı komşusuna apartmanda komşuluk nasıldır?kim kimdir?diye sormuş.Önce taşınanda anlatmış.Benim içinde;Nuray hanım vardır.Apartmanın Perihan ablasıdır demiş:))Ben o zaman üç ay kadar memlekette Rahmetlim ağır hastayken yanında kalıpta döndüğümde söyledi bana.Anlatamam bu benzetme karşısında yaşadığım sevinci.
Şimdi benim Dalton'ların ikisi uyandı.İçerde tv.izliyorlardı büyükleride daha uyuyordu.Kız başımda;anne ne zaman bitecek diye soruyor:)Ufaklıkta ağbisini uyandırdı kavgalar başlar birazdan..
Kendi özelliklerime gelince;girişkenimdir,yolda gördüğüm herkese selam veresim gelir:((büyüğüme saygım küçüğüme sevgim önde gelir.Sırcıyımdır benim bildiğimi başkası bilse bile benden değilde sahibinden duymasını tercih ederim.Olduğum yerde başkalarının konuşulmasını sevmem.Konuşulacak yemek,örgü vs.varken.Dediğim dediktir.O an ve saatte olmasını isterim.Her yaştaki insanla iletişim kurabilirim.Yaradanın yarattığı bütün kainata hep iyiniyetle ve güzel gözle baktım.Sabretmeyi bilirim.asla başıma neden bunlar geldi diye hayıflanmam.Benim kalbimi kıranlara hiç sesimi çıkarmam.Yüzlerine bakarım bir zaman sonra benden af dilerler.Ama haddimi aşmışsam sinirden çığrımdan çıkmışsam elimdeki şeyleri boca ederim:((ne olursa olsun farketmez.Oturur sessizce temizlerim.
Çocuk kavgalarındanmıdır nedendir bilmem;sessizlik,doğa,yeşil,su şırıltıları kuş cıvıltıları hep özlemim olmuştur..Haa tabiki birde şu an blogum günümün ayrılmaz parçası.Burda dinleniyorum insanlarla birşeyleri paylaşmak inanılmaz güzel bir duygu hiç karşılık beklemeden..
Neyse büyük oğlanda uyandı siz bunları okuyadurun bende kahvaltılarını hazırlayayım:))))
Merhabalar arkadaşlarım nihayet az önce döndük biz..Saat .16.30 gibiydi eve girdiğimizde.Üç günün verdiği koşuşturmaca sonucu yorgunluktan uğuldayan başım ve isyan eden ayaklarım bir bardak çay eşliğinde dinlenmeye ancak fırsat buldu..Benim solunum testlerim normal çıktı..Küçük oğlumda ayaktan tedavi oldu.Geçen psikiyatri kontrole gidince çocuk dr.una göstermiştik ve o zaman aşırı öksürdüğü için hemen yatırabileceğini söylemişti.Okul tatilinde getirelim dedik bizde.İlaçlarını daha dikkatli kullanmasına özen gösterdik öksürüğü azaldı.Ona hem alerjik hemde bronşial astma tanısı kondu.Önümüzdeki hafta tekrar gidip onay ve tasdik işlemlerini yapmamız gerekiyor..
Gördüğüm kadarıyla mimlenmişim..En kısa zamanda cevaplayıp sizleri ziyarete başlayacağım..Hepinizi şu an tektek gezemem diye kısa bir not düşeyim dedim..Hepiniz gelmişsiniz dilekleriniz için ziyeretleriniz için çok çok saolun varolun..
Şimdi çaya hayır demeyen bana eşlik edecek arkadaş arıyorum..Şöyle karşılıklı hem laflayıp hemde tavşan kanı çayımızı yudumlayalım demi:)))
Merhabalar,hoşgeldiniz,iyi pazarlar daha ne diyeyim..Çocuklar için iyi tatiller..Bizim karnelerimiz güzeldi.İnşallah sizinkilerde güzeldir..Bu arada söyleyeyim;lütfen çocuğunuzun durumu ne olursa olsun asla başkalarının çocuklarıyla başarılarıyla kıyaslamayın..Her çocuğun başarılı olduğu alanlar farklıdır..Kimisi çookk güzel şarkı söyler,kimisi resim yapar kimisinin matematiği süperdir..Hangi yönü ağır basarsa o yönü değerlendirmek gerekir bence..Bunu dikkate alalım derim ben..
Asıl söylemek istediğim yarın küçük oğlumla beraber benim astım tedavimiz için Ankara'ya gitmemiz gerek.Kaç güne geleceğimizi bilemem oğlumu yatıracağını söylemişti dr.Umarım en kısa zamanda görüşürüz tekrar.Ziyarete gelen arkadaşlarımı arada unutmamak için cboxu kaldırdım yine..Tabi bu arada fütursuz yazılarıda gözönüne almak gerek:))Gelince tek tek uğrayacağım hepinize..Görüşmek üzere..
Cumartesi, Ocak 27, 2007 - BESMELE ve KELİME-İ TEVHİD YAZILI PANOM..
Bir arkadaşımın isteğiyle çeyizimden olan bir panoyu eklemek istedim size..Gördüğünüz gibi Besmele-i şerife,Kelime-i Tevhid ve Türkçesi Rızk Allah'tandır demek olan Er-rızkuAlallah c.c.kelimeleri..Çerçeve içinde olduğu için hep parladı ve net bir kare çekemedim.İsteyen arkadaşım olursa mailine büyük haliyle çekip dosya olarak gönderebilirim..Siyah etamin üzeri sarı simli iple rahmetli anneciğimle beraber işlediğimiz ve çokta sevdiğim bir panom...Bu şekilde çıkarması zor olur gibi geliyor bana..Kuran-ı Kerim harflerini biliyorsanız eğer kopya yada kendiniz yazıp üstüne işleme yapabilirsiniz..Veya Elif cüzlerinden kareli kağıtlara yazıp büyütüp uygulayabilirsiniz..Dediğim gibi isteyen arkadaşlara dosya olarak gönderebilirim..
Banyo yaparken, traş olurken, dişimizi fırçalarken, bulaşık yıkarken v.b günlük hayatımızın parçası olan ihtiyaçlarımızı görürken farkında olmadan o kadar çok temiz su tüketiyoruz ki. Lütfen yağmura hasret kaldığımız, su kaynaklarımızın hızla tükendiği ve belki de yazın ciddi su sıkıntısı çekeceğimiz bu dönemde olağan aktivitelerimizi yaparken, temiz suyu bilinçsizce kullanırken biraz düşünelim. Konunun önem ve hassasiyetini çevremize, ailemize, arkadaşlarımıza anlatım. Gereken duyarlılığın gösterilmesi temennisiyle.. Saygılarımla, 16.01.07 tarihi itibari ile WWF-Türkiye'nin su kampanyası başlamıştır. Aşağıdaki linke tıklayarak suyumuzu nasıl tüketiyoruz animasyonunu izleyebilirsiniz.
Uzmanlar, stresin başta boyun olmak üzere çeşitli bölgelerde fıtığa neden olduğunu açıkladı. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Güler, stresin birçok hastalığın tetikleyicisi olduğunu söyledi. Stres sonucu sırt ve bel kaslarında oluşan kasılma sonucu omurların arasında bulunan diskin gerildiğini ifade eden Güler, ''Strese bağlı fıtıklar kadınlarda daha fazla görülüyor. Bunun en büyük nedeni ise aile içi sorunlar. Yaşanan sorunları kadınlar genellikle içlerine atıyor ve dışarı vuramıyorlar'' dedi. Güler, bu tür hastaların sıkıntılarının azalmaması durumunda uygulanacak tedavide, ilacın dahi fayda etmeyeceğine dikkati çekti. En az 15 dakika dinlenmeli Prof. Dr. Mustafa Güler, gerginlik ve stresin kalp, mide, bağırsak sistemi ve hormonal bozukluklara neden olduğunu vurgulayarak, "Stresten kurtulmanın en önemli yolu, insanın her gün kendine en az 15 ile 60 dakika arasında dinlenme zamanı ayırmasıdır'' diye konuştu. Güler, stres ve gerginliğin kişinin daha fazla ve şiddetli ağrı hissetmesine neden olduğunu söyledi. Stres ve gerginliğin hiçbir şey yokken ağrı duyulmasına neden olabileceğini belirten Güler, ''Stres, normal ağrının 3-5 kat daha fazla hissedilmesine neden oluyor. Stres, insanı ağrıya karşı hassaslaştırır. Hastalıkların yarısı gerginlikten kaynaklanıyor. İnsanlar hastalıklarının geleceğini nasıl etkileyeceğini ve ailesinin durumunu düşündükçe daha fazla etkileniyor'' dedi.
Günaydın arkadaşlar..Kız çocukları için ne güzel elbiseler değilmi?..Düz kısımları ister kumaşa geçirebilir istersenizde düz örgü örebilirsiniz..Ben elimdeki yarım kalmış işlerimi bitirip bebek bekleyen bir arkadaşıma örmeyi düşünüyorum..Hem hediye hemde beni hatırlar..Hatırlar dedim bir daha birbirimizi göremeyebiliriz çünkü.
Hazırlık aldık.Yani 4.cü doğumuz için verilen bir sıra nosu gibi birşey.100 kusurlardayız.Tam sayıyı söylemeyeyim:)))Allah c.c. nasip ederse mayıs ayı içinde hangi şehire gideceğimiz belli olacak.Belki ilçe,kasaba veya köy..Biliyorsunuz çoğunuz ben Bolu'dayım..Hani doğduğum değil de,doyduğum her yer benim memleketim..5 yıldırda Bolu'dayım..İlk defa bir şehirde bu kadar uzun zaman yaşadım..Seviniyorum çünkü kendim için değil..Çocuklarım arkadaş ve öğretmenleri değişmeden burda okudular..Evimiz şehir merkezine biraz uzaktı gel git yıllar geçti..
Ben bütün yaşadığım şehirleri sevdim.Biz hep kırsal kesimlerde köylerde ve yeni ilçe olmuş yerlerde yaşadık..İlk defa il merkezinde kaldık..Bende bilmem neden hep özlediğim Urfam ve baba memleketi Erzurumun ayrı bir yeri var..Buna birde Bolu eklendi..Nasıl ayrılacağım bilmem:((İşte burnum sızladı gözlerim doldu bile:(((
ADANA (AA) - Ağız içinde oluşan, bazen tekrarlayıcı olan yaraların, basit bir vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi kanser, behçet ve frengi gibi ciddi hastalıkların da başlangıcı olabileceği bildirildi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soner Uzun, yemek yemeyi, konuşmayı, hatta genel vücut sağlığını etkileyebilen ağız içi yaraların, her yaşta görülmekle birlikte erkeklere oranla kadınlarda daha sık rastlandığını belirtti. Ağız yaralarının, genellikle bir bölgede, bazı durumlarda birkaç farklı noktada oluşabildiğini, bazen 3-5 günde geçip birkaç ay sonra yeniden tekrarlayabildiğini ifade eden Uzun, şunları kaydetti: ''Halk arasında (aft) diye adlandırılan bu yaralar mutlaka dikkate alınmalı. Ağız içi travmalar, özellikle diş darbeleri, aft oluşumunu başlatan en önemli nedenlerdir. Tuzlu gıdalar, asitli içecekler, sigara, baharatlı yiyecekler afta neden olabilir. İçi sıvı dolu, ağrılı kabarcıklar halinde, ağız içi ve dışında, hatta yüzün başka bölgelerinde de görülebilir.'' Uzun, dudağın iç kısımları, damak, dil, yanak içleri ve diş etleri gibi yumuşak dokulara yerleşmeyi seven küçük yaraların, basit bir vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi kanser, behçet ve frengi gibi ciddi hastalıkların da başlangıcı olabileceğine dikkati çekti. Her 5 kişiden birinde görülebilir aftın yüzde 60'ında hastalık teşhisi saplanamadığını belirten Uzun, ''Ağız içi yaralarının en sık nedenlerinden biri de behçet hastalığıdır. Bu hastalık, dünyada en fazla Akdeniz ülkelerinde ve bunlar arasında da Türkiye'de görülüyor''dedi.